EFENDİ HZ K.S

Loading...

DUA

Loading...

GÖRÜNTÜLÜ SÜRELER

Listen to Quran

DUA

seyyid mütevelli ve kur'an ziyafeti

Loading...

RADYOLAR

MÜZİK ÇALAR

!DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd">
saat

31 Ekim 2007 Çarşamba

6 Ağustos 2007 Pazartesi



AYNA-İ MERZİYYE

Ruhul beyan da bu ayet-i celilenin tefsirinde Şeyh Abdü'l-Vahit İbni Zeyd (k।s) nun beyanından şöyle anlatıldığından bahsedilmektedir। Gazaya çıkmak için hazırlandığımız bir günde arkadaşlar ile birlikte toplanmıştık। Aşır okunsun dedik। İçimizden birisi "Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren müminlerin canları ve mallarını, Allah ,cennet,kendilerinin olmak karşılığında satın almıştır." Mealinde ki ayeti celileyi okudu.Aşır bittikten sonra on beş yaşlarında babasından kendisine çok mal kalmış yetim bir genç ayağa kalktı ve "Ey Abdü'l-Vahid İbni Zeyd, Allah-u Teala müminlerin canları ve mallarını cennet kendilerinin olması karşılığında satın almıştır öyle mi? dedi. ben:evet. sevgili yavrum dedim. Bunun üzerine genç: Seni şahit tutuyorum ben nefsimi ve malımı cennet kaşılığında allahu teala ya satıyorum sizinle gazaya geliyorum dedi. Ben oğlum sen daha çocuksun korkarım savaşın şiddetine sabredemez aciz kalırsın dedim.Genç Ey Abdü'l Vahid İbn-i Zeyd, ben bir kez söz verdim canımı ve malımı Allaha sattım dedi. Bizler bu gencin teslimiyeti karşısında nefislerimizi kusurlu gördük ve bir çocuk akıl ediyorda bizler onun kadar düşünemiyoruz dedik. Genç hakikaten söz verdiği gibi yaptı. Bütün mallarını sattı.Sadece kendisine bir at bir silah ve yetecek kadar az bir nafaka ayırdı. Birde baktık savaşa çıkılacağı gün toplantı yerine herkesten önce gelmiş ve bizi bekliyor. herkes toplandı savaş mahaline gitmek üzere yola koyulduk. genç de bizimle idi. Gündüz oruç tutuyor gece namaz kılıyor bize hizmet ediyor hayvanlarımızı bakıyor geceleyin bize bekçilik ediyordu. Yine birgün gen. Ayna-i Merziyye yi istiyorum diye bağırmaya başladı. Arkadaşlar herhalde bu genç vesveselendi diye aklını yitirdi dediler. Ben yanına gittim Ey sevgili oğlum Ayna-i Merziyye dediğin kimdir? dedim. Genç anlatmaya başladı. Burada oturuyordum bana bir geçginlik geldi ve bana Ayna-i Merziyye ye git dedi. beni bir gülistana götürdü ki hayatımda hiç görmediğim çiçekler yemyeşil ağaçlar ve bide tertemiz bir ırmak vardı. Irmağın kenarında vasfedemiyeceğim kadar güzel süslerle süslenmiş hanımlar vardı. Beni gördüklerinde birbirlerine müjde verip Ayna-i Merziyye'nin efendisi geldi dediler. Bunun üzerine Ayna-i merziyye aranızdamı dedim. Onlar hayır burada değil biz onun hizmetçileriyiz sen önüne doğru yürümeye devam et dediler. Bende devam ettim birde baktım bembeyaz süt akan bir nehir etrafında yine güzel hanımlar vardı. Süt ırmağının etrafında bulunan hanımlar beni görünce evvelkiler gibi Ayna-i merziyye nin efendisi geldi. Diyerek birbirlerine müjde verdiler. bende Ayna-i merziyye aranızdamı dedim onlar hayır o burada değil biz onun hizmetçileriyiz sen yoluna devam et dediler. Yürümeye devam ettim birde baktım şaraptan bir ırmak evvelkiler gibi bunun etrafındaki hanımlar da beni görünce sevindiler ben yine Ayna-i Merziyye yi sordum. Onlarda içlerinde Ayna-i Merziyye nin olmadığını kendilerinin onun hizmetçisi olduklarını ona kavuşabilmem için yoluma devam etmemi söylediler. Bende devam ettim birde baktım saf süzme baldan bir Irmağın önündeyim. Irmağın yanında beyaz İnci den yapılmış bir çadır çadırın kapısında da vasfedemiyeceğim süslerle bezenmiş bir hanım var beni görünce çadırın içinde. Ey Ayna-i Merziyye işte efendin geldi diye seslenerek müjde verdi. Çadıra yaklaştım içeriye girdim ki yakut ve incilerle süslenmiş altın bir köşkte Ayna-i Merziyye oturuyor. Güzelliğinden tazeliğinden titriyordu sanki onu görünce aşık oldum yaklaştım ona dokunmak istedim. Müsade etmedi Henüz dünya eseri var sende inşallah akşama bizde iftar edersin dedi ve ben uyandım kendime geldim. Ey abdül Vahid ona kavuşmak istiyorum sabredemiyeceğim dedi birde baktık ki bir bölük düşman askeri bize saldırmak üzere geliyorlar. Savaş başladı genç dokuz düşman askeri öldürdükten sonra onuncusunda kendisi şehid oldu. Yanına gittim baktım Vücudundan kanlar akıyor o ise gülümsüyor. Ayna-i Merziyye ye kavuştuğu belliydi. AŞKIN BEDELİ CAN VERMEKTİR.(ŞEHİD BAYRAM ALİ HOCA RAHİMULLAH)

19 Nisan 2007 Perşembe

TÜRKİYE üzerinde oynanan oyunlar!..

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ


Misyonerliğin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. ABD Osmanlı zamanından beri ülkemiz üzerinde misyonerlik faaliyetlerini desteklemekte ve organize etmektedir. ABD misyonerlik faaliyetlerimi, daha çok sanat, kültür ve spor faaliyetleri ile süsleyerek görüntüde masum, arka planda farklı bir sunumla icra etmektedir. ABD ülkemizde açtığı okullarla, spor faaliyetleri ile özellikle basketbol ve voleybol dallarını kullanarak, hem sporun gelişmesi hem de misyonerliğin amacına yönelik faaliyetler yapılmıştır. Bu sporları YMCA (genç Hıristiyan erkekler cemiyeti) ve YWCA (Genç Türkiye'de "Kişisel gelişim" son zamanların en popüler konusu oldu. Bu önemli bir ayrıntı!.. Kişisel gelişim organizatörlerinin bir kısmı yurt dışında misyonerlerle çalışıyor. Adam görünürde kişisel gelişim uzmanı, aynı zamanda bir misyoner. Bunların en önemlilerinden bir tanesini, ülkemizde çok meşhurdur. "Etkili Adamların 7 Alışkanlığı" adlı bir kitabı olan Covey. Türkiye'ye sık sık gelip gider. Bu adam mormon misyonerdir. Daha da önemlisi Başkan Bush'un danışmanıdır. Kişisel gelişim organizasyonları düzenler. Elbette burada misyonerlik yapmayan kişisel gelişimcileri kasdetmiyorum ama bu alan misyonerler açısından çok elverişli olduğu için kullanılmaktadır.

ALEVİLER KULLANILIYOR

Türkiye'de nispi olarak bir hassasiyet var. Ama burada halka yansımayan bir boyut da var, çok daha yukarılarda dönen dolaplar var. Misyonerler Alevi ve Kürtler üzerine oynuyorlar. Örneğin Almanya'da bir Alevi federasyonu başkanı şu açıklamayı yapıyor: "Alevilik İslam dışıdır." Bunun yanına bir başka beyanatı ekleyelim, misyonerler ne diyor? "Hıristiyanlıkta teslis yani üçleme vardır, Alevilikte Allah, Muhammed, Ali üçlemesi var. Hıristiyanlıkta on iki havari var, Alevilikte on iki imam var." Hatta biraz daha deşeliyorlar ve "Aleviliğin içi Hıristiyanlık, dışı İslam'dır. Öyleyse Alevilik aslına, yani Hıristiyanlığa dönmelidir." Bunlar yaşanan olaylardır. Alevi federasyonu başkanının "Alevilik İslam dışıdır" sözünün arka planında Alman Orient Enstitüsü'nün başındaki Udo Stenbach var. Stenbach Alman gizli servisi BND ile de bağlantılıdır. Bu enstitüler, birçok Alevi derneğine şartlı destek veriyor. Ama desteğin koşulları var. O da şu: "Siz Aleviliğin bağlarını İslam'la ne kadar koparırsanız o kadar destek görürsünüz." Peki İslam ile bağları zayıflatılırken ne yapılıyor? Hıristiyanlıkla bağlar oluşturuluyor. Böylece Almanya, dernek ve federasyonlar aracılığıyla Aleviliğin külliyen İslam'dan koparılıp Hıristiyanlığa eklenmesi için uğraş veriyor. Burada politikacıların, sivil toplum kuruluşlarının, araştırmacıların ve mürekkep yalamış insanlarımızın uyanık ve duyarlı olması gerekiyor.

KÜRTLER KULLANILIYOR

Amerikalı Protestan Misyoner'in bir kitabı var. Bu kitap 'Douglas Layton' tarafından kaleme alınmış, Amerika'da İngilizce ve Kürtçe olarak yayınlanan "Kitap–ı Mukaddes"tir. Bu kitaptaki(1) Kürtlerle ilgili bahiste şöyle bir açıklama var: "Siz Kürtler aslen Med kavmindensiniz." ABD ve batı Kürtleri şu noktaya getirme gayreti içindedir. Med kavminin ismi Kitap–ı Mukaddes'te geçmektedir. Med'ler Hıristiyan'dı. Yahudiler Avrupa'da katliama uğradı, başlarına gelemeyen kalmadı. Sonra ne oldu? Yahudiler asıl vatanlarına kavuştu, onların vatanlarına kavuşması için Amerika ve Batı seferber oldu. Sonuçta vatanlarına geri döndüler. Siz de asıl kimliğiniz olan, Med–Hıristiyan kimliğine dönerseniz, ABD ve Avrupa sizi antik bir halk kabul eder ve mücadeleniz sonuna kadar destekler. Meselenin özü budur. Bu oyun yıllardır oynanmaktadır. PKK yanlısı bir televizyonun adının MED TV olması bir rastlantı değildir. PKK yanlısı yayın yapan medya araçlarında bir tarama yaptığınız zaman inanılmaz derecede Hıristiyan misyoner örgütlere ve İncil propagandası yapan yazılara rastlarsınız. Bunlar hiçte tesadüf değildir. Terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan, yandaşı bir yayın organında(2) 11 Eylül 2004 tarihinde yayınlanan bir yazıda "Öyküm Hazreti İsa'nın öyküsüdür" diyor. Yazının devamında kendisini Mesih olarak tanımlıyor. Bu açıkça PKK yanlısı Kürtleri toptan Hıristiyanlığa doğru yönlendirme, bir Hıristiyanlık aşısıdır. Misyonerlik araştırmalarıyla tanınan Gazeteci–Yazar Uğur Yıldırım, Türk milletinin inanlarının ateş altında olduğunu ve milletin batılı merkezler tarafından Hıristiyanlaştırıldığını söyledi. Yıldırım, İsrail'e bağlı bazı merkezlerin propaganda aracı olarak "Hz. İbrahim'de Kürttü" safsatasını kullandıklarını açıkladı. Yazar Yıldırım önemli tespit ve uyarılarda bulunuyor. Batı ülkemizin etnik farklılıklarını aleyhimize kullanıyor. Kullanılanların başında da Kürt vatandaşlarımız gelmektedir, Kürtlerin bu oyuna gemlemese lazım. Batı amacına ulaşmak için ruha ve ırka dayalı bir dizi çalışma yapıyor. Örneğin, "Kürtler Aryen Irktır" tezini yeniden ısıtıp piyasaya sürdüler. Amaç, ırken, ruhen ve dini açıdan bölgedeki vatandaşlarımızı Batıya bağlamak. Çünkü İslam sadece inanç sistemi değil, aynı zamanda kültürümüzün temelindeki çok önemli bir yapıtaşı, daha açık bir ifade ile çimentodur. Kürtler üzerine oynana oyunların bir versiyonu da Yahudilerle bağ kurulmaya çalışılmasıdır. ABD, AB ve İsrail el altından Kürt kökenli insanların aslında Yahudi olduklarını yayma faaliyetleri boşa değil. Bölgedeki vatandaşlarımızı kalben İsrail'e, Uluslar arası Yahudi Lobisi'ne, kısaca bugün bütün dünyanın başına musallat olan evanjelist çeteye bağlamaya çalışıyorlar. İsrail'e bağlı bazı merkezler propaganda aracı olarak yeniden "İbrahim'de Kürttü" safsatasını yayıyor. Ülkemiz üzerine oynana Hıristiyanlaştırma oyunun, toplum içinde çürümeye sebebiyet vermektedir. Bunun yanında Batılılaşmanın sonuçları da Türk insanı üzerinde son derece yıkıcı olmaktadır. Türkiye'nin insan malzemesi çürümektedir. İktisadi açıdan IMF talimatları doğrultusunda mahvedildi, üniversite mezunları işsizler ordusu kahvehaneleri doldurdu. Eğitim sisteminin "Millilik" vasfı tartışılır hale geldi. Medya her alanda düzeyi düşüren ve insanı maymunlaştıran bazı batılı basın organlarının kopyası haline geldi. Eşcinsellik moda oldu. Uyuşturucu kullanımı ilköğretim seviyesine indi. Askerden kaçmak olağan hale geldi ve hızla yaygınlaşıyor. Bütün değerlerimiz altüst oldu.


ÜST KİMLİĞİMİZ İSLAM KARDEŞLİĞİDİR

Allah Celle Celaluhu "Hiç şüphe yoktur ki, bütün mü'minler kardeştir"(3) buyurmuştur. Bu kardeşliği Allah tesis etmiştir. Allah bütün mü'minleri kardeş kılmış ve onları Ümmet–i Muhammed denilen kudsi bir şemsiye altında toplamıştır. Irk, renk, coğrafi, dil farklılıkları Ümmet birliğini bozamaz. Din ve iman kardeşliği Allah'ın kurduğu bir kardeşliktir, kimse o bağı çözemez. Bu kardeşlik öyle bir manevi nikâhtır ki, onun asla talakı yoktur. Bir Müslüman, Allah korusun irtidat etmedikçe, yani dinden çıkmadıkça, herhangi bir bahane ve sebep ile kardeşlikten atılamaz. Müslümanlar arasında fikir, meşrep, görüş ayrılıkları olabilir, müspet veya menfi ihtilaflar (çeşitlilikler) ve farklılıklar olabilir. Bunların hiçbiri kardeşliği bozmaz. Bir Müslüman ağır bir suç işlese ve idam edilse, yine kardeşimizdir ve bizler onun cenazesini yıkamakla, kefenlemekle, namazını kılıp kabre koymakla vazifeliyiz. O benim tarikatımdan değil, şu benim gibi düşünmüyor, bunun metodu benimkine uymuyor diye mü'min kardeşini dışlayan, inkâr eden, ona cephe olan, ona düşmanlık eden kişi büyük bir günah, suç, cinayet işlemiş olur. Müslümanlar aralarında ki iman kardeşliğini zedeler ve sarsarlarsa işte bugünkü gibi zillete ve esarete düçar olurlar, kefere–i fecerenin maskarası olurlar. Önemli olan imandır, dindir. Meşreb, tarikat, tercih, hizip, fırka, cemaat farklılıkları kardeşlik hukukunu ve bağını zedelememelidir.


MÜMİNLERİN ÖZELLİKLERİ

"Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir."(4) Bu ayeti kerimede ifade ediliyor ki: Mü'min erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Yani mü'minin dostu mü'mindir. 'Kâfirden dost, domuzdan post olmaz' demiş atalarımız. Yani kâfirden dost olmaz sözü, ayet–i kerimelerden özetlenerek alınmış bir cümledir. Domuzdan post olmaz sözü de Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin hadisi şeriflerinden alınmış bir sözdür. Ayet ve hadisler dikkate alınarak, atasözü haline getirilen bir cümledir. Mü'minler de iyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtlarını da verirler. Allah ve Resulüne itaat ederler. Burada Mü'minleri altı vasfı sayılıyor. 1–Mü'minler birbirlerinin dostudur. 2–İyiliği emrederler. 3–Kötülükten alıkoyarlar. 4–Namazı dosdoğru kılarlar. 5–Zekâtlarını verirler. 6–Allah ve Resulüne itaat ederler.


İSLAM SAVAŞ DİNİDEĞİL BARIŞ DİNİDİR

Konuşurken yan yana getirilemeyecek çok kelime vardır, bunlardan biri de "İslamî Terör" kelimeleridir. İslam kelime olarak "barış" anlamına gelmektedir. İslam, bütün insanlığa gönderilmiş son ilahi dindir. İnsana, dünya ve ahiret saadetinin yollarını göstermektedir. İnsanın fıtratına uygundur. Tabii bir özellik taşımaktadır. İslam ile insanın ihtiyaçlarının çözümü arasında tam bir uyum vardır. İslam dini huzuru ve barışı hedefler. Karıncayı bile incitmekten korkan insanlar yetiştirir. Kan dökmeyi en büyük günahlar arasında sayar. Kan dökme hususunda Allah–u Teala Kur'an–ı Kerim'de şöyle buyurur: "İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler."(5) Ebu Hureyre Radıyallahu Anh'dan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz: –Helak edici şu yedi şeyden kaçının, buyurdu. Sahabe: –Onlar nedir ya Rasûlallah! dediler. Bunun üzerine Rasûlallah Efendimiz şöyle buyurdu: –Allah'a şirk koşmak, sihir–büyü yapmak, haksız yere adam öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli mü'mine hanımlara iftirada bulunmak."(6) Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın savaşlarına bakınız. Hepsi müşriklerin can, mal ve vatana yaptıkları saldırılara karşı bir savunma özelliği taşımaktadır. Müslümanlıkta asıl arzulana "barış" tır. Hazreti Peygamber Efendimizin "Hudeybiye Barışı" bunun en güzel örneğidir. Görünüşte Müslümanların aleyhine şartlar taşımasına rağmen, Allah'ın şanlı elçisi "barış adına" bu anlaşmayı yapmıştır. DİPNOTLAR: 1. Kurds In The Bible-Kurd Dinaf Tevrat-ı ve İncil-i Day 2. Özgür Politika 3. Fussilet Suresi: 10 4. Tevbe Suresi:71 5. Maide Suresi: 32 6. Buhari, Vasaya: 23, No:2615, 5431, 6465; Müslim, İman: 145, 1/92 Mehmet Tâlu